GENELLEME BAĞIMLILIĞI
PARADOKSU TEMELİ
SİGARAYI BIRAKMAK NENEYLE DEĞİL, ANLAMLA VEDALAŞMAKTIR!
SİGARAYI BIRAKMAK NENEYLE DEĞİL, ANLAMLA VEDALAŞMAKTIR!
Ortada fiziksel bir bağımlılık falan yok! Sigara içme eylemi, o çakmağı çakma anınız, aslında o eylemden çok daha önce gerçekleşen, beyninizin derinliklerine kök salmış çok başka bir bağımlılığın... yani Genelleme Bağımlılığı’nın yarattığı basit bir refleksten başka bir şey değildir! Ne demek istediğimi anlamanız için sizi her gün yaşadığınız o trafiğe götüreyim:
Gözünüzün önüne getirin. Trafiktesiniz ve sarı ışık yandı. Ne yaparsınız? Hemen ayağınız frene gider, değil mi? Peki, sizi frene bastıran şey ayağınızın frene olan 'fiziksel bağımlılığı' mıdır? Tabii ki hayır! Sarı ışık yandığı anda, beyniniz saniyenin binde biri hızında şu otokratik genellemeyi yapar: 'Sarı yandı, önümdeki ve çevremdeki tüm araç sürücüleri durmak ya da yavaşlamak için frene basacak.' Önce bu devasa genellemeyi yaparsınız, sonrasında ise sadece basit bir eylem olan frene basarsınız. Frene basmak işin en kolay, en basit, en önemsiz kısmıdır. Asıl güç, arkadaki o görünmez genellemedir!
Peki, burada en zor eylem hangisidir? O genellemenin kendisidir! Yani sarı ışıktan sonra kırmızı ışığın yandığında herkesin duracağı genellemesini koşulsuz kabul etmektir.
Peki, bu genellemeyi yeşil ışıkta yapar ve durursak ne olur? Ortalık karışır! Arkadaki araçlar size çarpar, trafik kilitlenir, ortalık savaş alanına döner! Aslında ortalığı karıştıran şey ayağınızla o frene basma eyleminiz değil, öncesinde kurduğunuz o yanlış genellemedir! Sorun eylemde olsaydı, yeşil ışıkta frene bastığınızda da her şey normal kalırdı. Ama yeşil ışıkta durursanız felaket yaşanır. Demek ki felaketi yaratan şey kas hareketiniz değil, zamanlaması ve zemini tamamen yanlış olan o inatçı genellemenizdir!
İşte sigara içme eylemi de tam olarak bundan ibarettir! Siz sigaraya değil, beyninizin arka planda çalıştırdığı o Genelleme Bağımlılığına esirsiniz. Önce o zihinsel illüzyon gelişir, sonra eliniz pakete gider.
Peki, neden? Neden milyonlarca zeki insan bu basit tuzağa düşüyor?
Çünkü hayatınızın neredeyse her aşamasında 'BEN' merkezinde yaşayan sizler... İş sigaraya geldiğinde 'BİZ' modunda takılı kalıyorsunuz! Bakın kendinize; saç stilinizi seçerken 'BEN' merkezindesinizdir. Kendi tarzınızı yansıtırsınız. Elbise stilinizde, ayakkabınızda, kullandığınız şampuanda, yediğiniz yemekte merkez her zaman sizsinizdir, yani **'BEN'**dir. Orada kimseyi taklit etmezsiniz. Peki, bu 'BEN' merkezi tam olarak nerede mi? Çok yakın!
Böbreklerinizde taş yapma ihtimaline karşı, sırf kendinizi korumak için kireçli çeşme suyunu içmeyip damacana su siparişi verdiğiniz o bilinçli yer kadar basit, net ve somut bir yerdir! Orada tamamen 'BEN' merkezindesinizdir, kendinizi korursunuz.
Ama konu o beyaz çubuğu yakmaya geldiğinde, beyniniz o muazzam genelleme mekanizmasıyla sizi 'BİZ' merkezine fırlatır! Kişi hayatının en canlı, en 'BEN' olması gereken anlarında, gidip o milyarlarca dolarlık toplumsal 'BİZ' genellemesine teslim olur. Yeşil ışıkta frene basıp kendi zihinsel trafiğini birbirine katar. Toplumun, milyarlarca insanın, sinema sektörünün yarattığı o ortak illüzyonun, yani 'Biz'in içinde kaybolursunuz. Kendiniz olmaktan çıkarsınız.
Bütün mesele ne biliyor musunuz? Sadece ve sadece... O kirli 'BİZ' merkezinden, ait olduğunuz o özgür ve temiz 'BEN' merkezine tekrar geri geçebilmektir! Hayatı boyunca hiç sigara içmemiş insanları inceleyin. Ne göreceksiniz biliyor musunuz? Onların sigara konusunda her zaman 'BEN' merkezinde kaldıklarını, o genelleme bağımlılığı virüsünün onların beynine sızamadığını göreceksiniz. Onlar çeşme suyunu içmeyen o rasyonel zihindedirler!
Güler Yöntemi ile o virüsü temizliyoruz. 'Biz'in esaretinden, 'Ben'in gücüne uyanıyoruz! Zihninize kazımanız gereken o büyük hayat formülünü ekrana bırakıyorum:
BİZ'den BEN'e = SİGARASIZ HAYAT!
BEN'den BİZ'e = SİGARA ODAKLI HAYAT!